İlk İnsan Hz. Adem Miydi?
Hayat bazen öyle komik şeyler getiriyor ki, insan ister istemez “Acaba her şeyin başı o muydu?” diye düşünmeden edemiyor. Dün akşam bir arkadaşımın söyledikleri yüzünden kafamda bir fırtına koptu. “İlk insan Hz. Adem miydi?” sorusu kafama takıldı, ve tabii ki bunu düşünürken, tüm o klasik “tarihsel figürler” ve “evrim teorileri” havada uçuşmaya başladı. Kısacası, insan olmanın o “ilk anı” çok daha karmaşık ve eğlenceli bir hal aldı. Şimdi, gelin biraz bu düşüncelere dalalım, ama unutmayın; bu yazıda espriden, şüpheden ve tabii ki bir miktar kafa karışıklığından bolca var.
İlk İnsan Hz. Adem Miydi? Yoksa Birazdan Üzerini Mı Çıkaracak?
İzmir’in sakin akşamlarından birinde, birkaç arkadaşla sahilde yürüyorduk. Sonra biri, “Abi, hadi bakalım, bir düşün, ilk insan Hz. Adem miydi?” diye sordu. O an sadece kafamı sağa sola sallayıp, “Kardeşim, ilk insan demekle oluyor mu?” demekle yetindim. Ama içimden de şöyle geçmedi değil: “Evet, o zamanlar işte ilginçti, belki de sabahları saçlarını taramamıştı, ama akşamları biraz bakımlıydı.” Her ne kadar bu konularda fazla kafa yormasam da, işin mizahi boyutunu biraz düşünmek de eğlenceliydi.
Bir arkadaşım daha sonra “Ama zaten evrim var, değil mi?” diye atladı. O an kafamda şu düşünceler birbirini kovaladı: “Yani, evrim dediğin şey… Bak, şunu söyleyeyim, ben bir insan olarak bazen yolda yürürken sağıma soluma dikkat bile etmeden yürüyebiliyorum. İlk insan mı, onu anlamamıştım ki!?”
Ama gerçekten, “ilk insan” meselesi böyle yüzeysel mi çözümlenecek bir şey? Hayatımda birini tanıyorsam, bu konuya en azından biraz daha derinlemesine bakmam gerektiğini düşündüm.
Biraz Derinleşelim: Yani Gerçekten?
Şimdi, gerçekten de günümüzün insanları “ilk insan”ı düşünürken, oraya çok farklı yerlerden bakıyor. İnsanların büyük bir kısmı, özellikle dini inançları olanlar, Hz. Adem’in ilk insan olduğuna inanıyorlar. Ancak, evrimsel bakış açısını savunanlar, bunu daha farklı bir çerçeveden değerlendiriyorlar. Yani, evrimsel bir süreçte, ilk insanın “Adem” olup olmadığını kimse net bir şekilde bilmiyor. Herkes biraz kendi hikayesini yaratmış gibi. Bir noktada, “İlk insan Hz. Adem miydi?” sorusu yerine, “İlk insan bir zamanlar Instagram hesabı açıp filtreleri mi denedi?” diye sormak gelmeye başlıyor insanın aklına.
Buna dair birkaç arkadaşım da şöyle düşündü: “İlk insanları anlatan hikayelere bir baktığında, sanki bir televizyon dizisi izliyormuşsun gibi. Kendi bölümleri, hikayeleri var. Acaba bu arada bir ilk randevuda ‘Beni takip et’ diyecek miydi?”
Ve işin komik tarafı, bu soruları tam cevaplamaya çalışırken insanın durup durup şüpheye düşmesi. O kadar kolay bir şey değil. Yani ben, içimdeki filozof ruhu bir kenara bırakıp şunu diyorum: “Kimseyi ilk insan olarak tanımlayamayız, zaten öyle bir başlık vardı ki…” diye düşünüp bu soruyu masaya yatırmak, birazcık kafa karıştırıcı.
Sosyal Medyada İlk İnsanlar
Biraz daha eğlenceli bir bakış açısına geçelim. Eğer sosyal medya kavramı 10 bin yıl önce var olsaydı, sizce ilk insan nasıl bir profil oluştururdu? “Adem, 1.0 – Hayatımın ilk 30 dakikasında cennetteydim, sonra düşüş başladı. Şimdi yeni başlangıçlar için buradayım.” Yani, kimseye bir şey söylemek zorunda değilsiniz, ama belki de “ilk insan” olmak bir noktada sosyal medyada çılgın bir takipçi kitlesi edinmeyi gerektiriyor olabilir.
Bir arkadaşım “Hz. Adem de ilk tweet’ini atmış mıdır, ne dersin?” diye sordu. Evet, belki de o ilk sosyal medya fenomeni olarak ölümsüzleşebilirdi. Mesela ilk bulduğu elmayı “görmedim, keşfettim” diyerek paylaşmış olabilir. Kafamızda bir şekilde evrimle ilgili pek çok soruyla karşı karşıyayız, ama bir o kadar da bu soruları daha hafif, komik bir şekilde görmek mümkün.
İlk İnsan mı, İlk Şehirli mi?
Geldik asıl meseleye… Belki de “ilk insan” meselesini o kadar ciddiye almamamız lazım. Ne de olsa, sabahları kahve içmek için uyanıp dışarı çıktığımızda, bazen sanki ilk defa bir sokağa adım atıyormuş gibi hissediyoruz. Yani ilk insan mı, yoksa şehirli mi? Bu soruyu biraz daha ilginç hale getirebiliriz.
İlk insan, belki de kaybolan, tuhaf bir hayat tarzına sahipti ama büyük ihtimalle bazen sabahları uyandığında karışık düşüncelerle uyanıyordu. O yüzden ilk insan olma meselesi, çok basit bir soru gibi dursa da, aslında çok daha büyük bir anlam taşıyor. Çünkü belki de ilk insan diye bir şey yoktu. Belki de insan, evrimle birlikte o kadar çok değişti ki, her birimiz aslında kendi tarihimizin ilk insanıyız. Hadi, bir de bunu düşünün. Yani, evrimsel bir düzlemde o ilk insan gerçekten Hz. Adem miydi? Bunu zamanla daha çok anlayacağız.
Sonuç: İlk İnsan, Bizim İçimizde
“İlk insan Hz. Adem miydi?” sorusu belki de tek bir doğruya indirgenemez. Çünkü aslında her birimizin içinde bir ilk insan var. Belki de hiç düşünmediğimiz bir an, çok basit bir hareketle dünyayı değiştirdik. Kim bilir, belki de o ilk randevuda söyleyeceğimiz bir şey, tarih kitaplarına geçer. O yüzden, “ilk insan” meselesine fazla takılmamakta fayda var; belki de zamanla, bu sorunun cevabı “herkes kendi hikayesini yaratır” olacak.